كَسَرْتُ سَاقِي أَثْنَاءَ لَعِبِ كُرَةِ الْقَدَمِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede futbol oynarken bacağımı kırdım.
كَسَرْتُ سَاقِي أَثْنَاءَ لَعِبِ كُرَةِ الْقَدَمِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede futbol oynarken bacağımı kırdım.
انْكَسَرَ سَاقُ الزَّهْرَةِ بِسَبَبِ الرِّيَاحِ الْقَوِيَّةِ.
Çiçeğin sapı şiddetli rüzgar nedeniyle kırıldı.
كَانَتْ إِحْدَى سِيقَانِ الطَّاوِلَةِ مَكْسُورَةً.
Masanın ayaklarından biri kırıktı.
Ayrıca: gövde
baldır
سَاقَ أَبِي السَّيَّارَةَ إِلَى المَدِينَةِ.
Babam arabayı şehre sürdü.
اضْطُرَّ الرَّجُلُ إِلَى سَوْقِ الْحِصَانِ لِيَجُرَّ الْعَرَبَةَ.
Adam, atı arabayı çekmesi için haydamak zorunda kaldı.
dehlemek