سَلَّطَ التَّقْرِيرُ الضَّوْءَ عَلَى المُشْكِلَةِ.
Rapor soruna ışık tuttu.
سَلَّطَ التَّقْرِيرُ الضَّوْءَ عَلَى المُشْكِلَةِ.
Rapor soruna ışık tuttu.
سَلَّطَ الْمُدِيرُ الْمُرَاقِبَ عَلَى الْمُوَظَّفِينَ.
Müdür denetçiyi çalışanların üzerine musallat etti.
سَلَّطَ الْمُصَوِّرُ الْكَامِيرَا عَلَى وُجُوهِ الْحَاضِرِينَ.
Fotoğrafçı kamerayı izleyicilerin yüzlerine çevirdi.
hâkim kılmak