سَلَقَ

يَسْلُقُ، سَلْق
Aynı yazılan 2 kelime daha

سَلَقْتُ الْبَيْضَ لِمُدَّةِ عَشْرِ دَقَائِقَ حَتَّى أَصْبَحَ صُلْباً تَمَاماً.

Yumurtaları on dakika boyunca haşladım, böylece tamamen katılaştılar.

سَلَقْتُ الْخَضْرَوَاتِ فِي الْمَاءِ الْمَغْلِيِّ قَبْلَ إِضَافَتِهَا إِلَى الْحَسَاءِ.

Çorbaya eklemeden önce sebzeleri kaynar suda haşladım.

سَلَقَتِ الشَّمْسُ بَشَرَتِي أَثْنَاءَ الْعَمَلِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Güneş bahçede çalışırken cildimi yaktı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

سَلْق

تُحَافِظُ طَرِيقَةُ السَّلْقِ عَلَى الْقِيَمِ الْغِذَائِيَّةِ لِلْخُضْرَوَاتِ.

Haşlama yöntemi, sebzelerin besin değerlerini korur.

İlişkili Kelimeler

سِلْق

جَمَعَتْ أُمِّي السِّلْقَ الطَّازَجَ مِنَ الْحَدِيقَةِ لِعَمَلِ طَبَقِ السِّلْقِ.

Annem pazı yemeği yapmak için bahçeden taze pazı topladı.