أُحِبُّ مُشَاهَدَةَ فِيلْمٍ عَلَى التِّلْفِزْيُونِ فِي الْمَسَاءِ.
Akşamları televizyonda film izlemeyi seviyorum.
أُحِبُّ مُشَاهَدَةَ فِيلْمٍ عَلَى التِّلْفِزْيُونِ فِي الْمَسَاءِ.
Akşamları televizyonda film izlemeyi seviyorum.
görmek, şahit olmak, temaşa etmek, seyreylemek
أَدْلَى الشَّاهِدُ بِشَهَادَتِهِ أَمَامَ الْمَحْكَمَةِ حَوْلَ تَفَاصِيلِ الْحَادِثِ.
Tanık, kaza detayları hakkında mahkemede ifade verdi.
görgü tanığı, müşahit