أَحْدَثَتِ الضَّجَّةُ الْكَبِيرَةُ فِي الشَّارِعِ إِزْعَاجًا كَبِيرًا لِلسُّكَّانِ الْمَحَلِّيِّينَ.
Sokaktaki büyük gürültü, yerel halk için büyük bir rahatsızlık yarattı.
أَحْدَثَتِ الضَّجَّةُ الْكَبِيرَةُ فِي الشَّارِعِ إِزْعَاجًا كَبِيرًا لِلسُّكَّانِ الْمَحَلِّيِّينَ.
Sokaktaki büyük gürültü, yerel halk için büyük bir rahatsızlık yarattı.
أَثَارُوا ضَجَّةً كَبِيرَةً مِنْ حَادِثٍ صَغِيرٍ، لَمْ أَفْهَمْ.
Küçük bir olaydan büyük bir velvele kopardılar, anlamadım.
الضَّجَّةُ فِي السُّوقِ يُمْكِنُ أَنْ تَكُونَ مُتْعِبَةً.
Pazardaki curcuna, insanı yorabiliyor.
Ayrıca: yaygara
hır gür, har hur, hengâme, sansasyon, şamata, tantana, çığırtı, sükse, dağdağa