تَسَبَّبَ الِاجْتِمَاعُ الطَّوِيلُ وَالْمُمِلُّ فِي الضَّجَرِ.

Uzun ve sıkıcı toplantı can sıkıntısına neden oldu.

فِي هَذَا الطَّقْسِ الْكَئِيبِ، شَعَرْتُ بِضَجَرٍ يَمْلَأُنِي.

Bu kasvetli havada içimi bir melal kapladı.

هَذَا الْعَمَلُ الرَّتِيبُ سَبَّبَ لِي ضَجَرًا كَبِيرًا.

Bu monoton iş, bende büyük bir usanç yarattı.

Ayrıca: usantı

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

ضَجِرَ

يَضْجَرُ، ضَجَر

ضَجِرْتُ مِنَ الاِنْتِظَارِ الطَّوِيلِ فِي المَحَطَّةِ.

İstasyonda uzun süre beklemekten bıktım.

İlişkili Kelimeler

ضَجِر

تَبْدُو الْفَتَاةُ ضَجِرَةً مِنَ الْمُحَاضَرَةِ الطَّوِيلَةِ وَالْمُمِلَّةِ.

Kız, uzun ve sıkıcı dersten sıkılmış görünüyor.

أَصْبَحَ الْوَلَدُ ضَجِرًا مِنَ الِانْتِظَارِ الطَّوِيلِ فِي غُرْفَةِ الِانْتِظَارِ.

Çocuk, bekleme odasında uzun süre beklemekten bıkkın hale geldi.

İlişkili Kelimeler