يَشْعُرُ بِالْحُزْنِ الشَّدِيدِ بِسَبَبِ ضَيَاعِ فُرْصَةِ الْعَمَلِ.
İş fırsatını kaybetmesi nedeniyle büyük bir üzüntü duyuyor.
يَشْعُرُ بِالْحُزْنِ الشَّدِيدِ بِسَبَبِ ضَيَاعِ فُرْصَةِ الْعَمَلِ.
İş fırsatını kaybetmesi nedeniyle büyük bir üzüntü duyuyor.
الضَّيَاعُ الْمُحْتَمَلُ لِلْفُرْصَةِ يَجْعَلُنِي أَكْثَرَ حَذَرًا.
Fırsatın olası heba olması beni daha dikkatli yapıyor.
الضَّيَاعُ التَّامُّ لِلْوَقْتِ هُوَ أَمْرٌ يَجِبُ تَجَنُّبُهُ.
Zamanın tamamen zayi olması kaçınılması gereken bir şeydir.
elden gitme, kaybolma, heder, yitiklik, yitim, yitirilme, yitiriş, yitme, kaybedilme, serserilik, sersefillik, berduşluk, kaybediliş, yitiş, kayıplık, serserileşme