يَجِبُ أَنْ نُطَبِّقَ الْقَوَاعِدَ الْجَدِيدَةَ فِي الْمَدْرَسَةِ.
Yeni kuralları okulda uygulamamız gerekiyor.
يَجِبُ أَنْ نُطَبِّقَ الْقَوَاعِدَ الْجَدِيدَةَ فِي الْمَدْرَسَةِ.
Yeni kuralları okulda uygulamamız gerekiyor.
سَنَبْذُلُ قُصَارَى جُهْدِنَا لِتَطْبِيقِ هَذِهِ الْخُطَّةِ، نَحْنُ مُتَفَائِلُونَ جِدّاً.
Bu planı hayata geçirmek için elimizden geleni yapacağız, çok umutluyuz.
tatbik etmek, infaz etmek, yürütmek, yürürlüğe koymak
وَضَعَ النَّادِلُ طَبَقَ الْحِسَاءِ السَّاخِنِ أَمَامِي عَلَى الطَّاوِلَةِ.
Garson, sıcak çorba tabağını masada önüme koydu.
أَفْضَلُ طَبَقٍ فِي هَذَا الْمَطْعَمِ هُوَ الْكَبَابُ الْمَشْوِيُّ مَعَ الْأَرُزِّ وَالْخُضْرَوَاتِ.
Bu restorandaki en iyi yemek, pilav ve sebzelerle ızgara kebaptır.
çanak, tepsi