نَصَبْنَا ظُلَّةً كَبِيرَةً عَلَى الشَّاطِئِ لِحِمَايَتِنَا مِنَ الشَّمْسِ.
Güneşten korunmak için sahile büyük bir gölgelik kurduk.
نَصَبْنَا ظُلَّةً كَبِيرَةً عَلَى الشَّاطِئِ لِحِمَايَتِنَا مِنَ الشَّمْسِ.
Güneşten korunmak için sahile büyük bir gölgelik kurduk.
وَضَعْتُ ظُلَّةً عَلَى نَافِذَةِ الْمَتْجَرِ لِحِمَايَةِ الْبَضَائِعِ مِنَ التَّلَفِ.
Malları hasardan korumak için dükkanın penceresine bir tente yerleştirdim.