gölgelik

ظِلّ — ظِلَال

جَلَسْتُ فِي ظِلِّ الشَّجَرَةِ وَقَرَأْتُ كِتَابًا.

Ağacın gölgeliğinde oturup kitap okudum.

قُمْنَا بِتَرْكِيبِ مِظَلَّةٍ لِلْحِمَايَةِ مِنَ الشَّمْسِ.

Güneşten korunmak için gölgelik kurduk.

سَقِيفَة — سَقَائِف

تَبْدُو سَقِيفَةُ الْعِنَبِ جَمِيلَةً جِدًّا فِي الْحَدِيقَةِ.

Bahçede asma gölgeliği çok güzel duruyor.

İlişkili Kelimeler