ظِلّ — ظِلَال
جَلَسْنَا فِي ظِلِّ الشَّجَرَةِ وَتَبَرَّدْنَا وَحَمَيْنَا أَنْفُسَنَا مِنْ تَأْثِيرِ الشَّمْسِ الْحَارِقِ.
Ağacın gölgesinde oturup serinledik ve güneşin yakıcı etkisinden korunduk.
جَلَسْنَا فِي ظِلِّ الشَّجَرَةِ وَتَبَرَّدْنَا وَحَمَيْنَا أَنْفُسَنَا مِنْ تَأْثِيرِ الشَّمْسِ الْحَارِقِ.
Ağacın gölgesinde oturup serinledik ve güneşin yakıcı etkisinden korunduk.
جَعَلَنَا الْخَيَالُ الَّذِي ظَهَرَ عَلَى الْحَائِطِ نَعْتَقِدُ أَنَّنَا لَسْنَا وَحْدَنَا فِي الْغُرْفَةِ.
Duvarın üzerinde beliren gölge, odada yalnız olmadığımızı düşündürdü.
شَبَح، طَيْف، ظِلّ ظَلِيل، فَيْء، فَيْء الشَّجَر