مُسَاعَدَةُ كِبَارِ السِّنِّ وَالْعَاجِزِينَ هِيَ مَسْؤُولِيَّةُ كُلِّ وَاحِدٍ مِنَّا.
Yaşlı ve âciz insanlara yardım etmek hepimizin görevidir.
مُسَاعَدَةُ كِبَارِ السِّنِّ وَالْعَاجِزِينَ هِيَ مَسْؤُولِيَّةُ كُلِّ وَاحِدٍ مِنَّا.
Yaşlı ve âciz insanlara yardım etmek hepimizin görevidir.
أَشْعُرُ أَنَّنِي عَاجِزٌ عَنْ تَغْيِيرِ هَذَا الْوَضْعِ الصَّعْبِ.
Bu zor durumu değiştirmek için kendimi güçsüz hissediyorum.
كَانَ عَاجِزًا عَنْ إِصْلَاحِ الدَّرَّاجَةِ.
Bisikleti tamir etmekte beceriksizdi.
çaresiz, biçare, eli ermez gücü yetmez, dermansız, kötürüm, iktidarsız, malul, naçar, umarsız, eli koynunda, biilaç, zebun