عَتَلَ العُمَّالُ الصُّنْدُوقَ الثَّقِيلَ بِصُعُوبَةٍ بَالِغَةٍ.
İşçiler, ağır sandığı büyük zorluklarla çektiler.
عَتَلَ العُمَّالُ الصُّنْدُوقَ الثَّقِيلَ بِصُعُوبَةٍ بَالِغَةٍ.
İşçiler, ağır sandığı büyük zorluklarla çektiler.
عَتَلَ الرَّجُلُ الْحَقِيبَةَ الثَّقِيلَةَ وَهُوَ يَتَصَبَّبُ عَرَقًا.
Adam, ter içinde ağır çantayı zorla taşıdı.
عَتَلَ الجُنُودُ الجَرْحَى إِلَى المُسْتَشْفَى المَيْدَانِيِّ لِتَلَقِّي العِلَاجِ.
Askerler, tedavi görmek üzere yaralıları sahra hastanesine sürüklediler.