بَدَأَتِ الْأُمُّ تَعْجِنُ الْعَجِينَ لِصُنْعِ الْخُبْزِ الطَّازَجِ فِي الصَّبَاحِ.
Anne sabah taze ekmek yapmak için hamuru yoğurmaya başladı.
بَدَأَتِ الْأُمُّ تَعْجِنُ الْعَجِينَ لِصُنْعِ الْخُبْزِ الطَّازَجِ فِي الصَّبَاحِ.
Anne sabah taze ekmek yapmak için hamuru yoğurmaya başladı.
عَجَنَ الطِّينَ بِالْماءِ لِصُنْعِ الفَخّارِ.
Çömlek yapmak için çamuru suyla karıştırdı.
hamur tutmak, hamurlamak
تُؤَثِّرُ مُدَّةُ عَجْنِ العَجِينِ بِشَكْلٍ مُباشِرٍ عَلى جَوْدَةِ الخُبْزِ.
Hamurun yoğrulma süresi, ekmeğin kalitesini doğrudan etkiler.
yoğrum, yoğurma