يَجِبُ أَنْ نَكُونَ مُسْتَعِدِّينَ لِمُوَاجَهَةِ الْعَدُوِّ فِي أَيِّ وَقْتٍ.
Her zaman düşmanla yüzleşmeye hazır olmalıyız.
يَجِبُ أَنْ نَكُونَ مُسْتَعِدِّينَ لِمُوَاجَهَةِ الْعَدُوِّ فِي أَيِّ وَقْتٍ.
Her zaman düşmanla yüzleşmeye hazır olmalıyız.
غَالِبًا مَا يُهَاجِمُ الْأَعْدَاءُ فِي السِّيَاسَةِ بَعْضُهُمُ الْبَعْضَ بِلَا رَحْمَةٍ.
Politikadaki hasımlar genellikle birbirlerine acımasızca saldırırlar.
antagonist, muhasım
أُحِبُّ عَدْوَ الصَّبَاحِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Sabahları parkta koşmayı severim.
seğirdim, seyirtme, koşu