يُعَانِي الْكَثِيرُ مِنَ النَّاسِ مِنَ الْعُسْرِ الْمَالِيِّ فِي هَذِهِ الْأَيَّامِ.
Bu günlerde birçok insan mali sıkıntı çekiyor.
يُعَانِي الْكَثِيرُ مِنَ النَّاسِ مِنَ الْعُسْرِ الْمَالِيِّ فِي هَذِهِ الْأَيَّامِ.
Bu günlerde birçok insan mali sıkıntı çekiyor.
وَاجَهْنَا عُسْراً شَدِيداً فِي إِيجَادِ وَظِيفَةٍ مُنَاسِبَةٍ بَعْدَ التَّخَرُّجِ.
Mezun olduktan sonra uygun bir iş bulmakta büyük zorluk çektik.
التَّغَلُّبُ عَلَى الْعُسْرِ يَتَطَلَّبُ صَبْراً وَعَزِيمَةً قَوِيَّيْنِ.
Güçlüklerin üstesinden gelmek sabır ve güçlü bir azim gerektirir.
darlık, müzayaka
وَرِثَ الْوَلَدُ الْعَسَرَ عَنْ أَبِيهِ.
Çocuk solaklığı babasından miras aldı.