هَذِهِ السِّيَاسَةُ هِيَ عَكْسُ سِيَاسَاتِ الْحُكُومَةِ السَّابِقَةِ تَمَامًا.
Bu politika, önceki hükümetin politikalarının tam karşısında yer alıyor.
هَذِهِ السِّيَاسَةُ هِيَ عَكْسُ سِيَاسَاتِ الْحُكُومَةِ السَّابِقَةِ تَمَامًا.
Bu politika, önceki hükümetin politikalarının tam karşısında yer alıyor.
aksi, zıt anlamlı, terslik, yansıtıcılık, yansıtış, evirtme
عَكَسَ النَّهْرُ صُورَةَ الْجِبَالِ الْمُحِيطَةِ بِهِ.
Nehir, çevresindeki dağların görüntüsünü yansıttı.
عَكَسَ السَّائِقُ اتِّجَاهَ السَّيَّارَةِ فَجْأَةً.
Sürücü aniden arabanın yönünü tersine çevirdi.
Ayrıca: aksettirmek