غَادَة

الْغَادَةُ كَانَتْ تَرْتَدِي فُسْتَانًا أَنِيقًا.

Güzel kız şık bir elbise giymişti.

الْغَادَةُ الْجَمِيلَةُ كَانَتْ تَسِيرُ فِي الْحَدِيقَةِ.

Güzel genç kadın parkta yürüyordu.

الْغَادَةُ كَانَتْ تَتَحَدَّثُ بِلَبَاقَةٍ.

Zarif kadın nazikçe konuşuyordu.

İlişkili Kelimeler