kız

بِنْت — بَنَات

كَانَتِ الْبِنْتُ الصَّغِيرَةُ تَسْتَمْتِعُ بِالتَّأَرْجُحِ عَلَى الْأُرْجُوحَةِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Küçük kız, parkta salıncakta sallanmaktan çok keyif alıyordu.

فَتَاة — فتيات

تُعْرَفُ بِأَنَّهَا فَتَاةٌ شَابَّةٌ ذَكِيَّةٌ وَمَوْهُوبَةٌ لِلْغَايَةِ.

O, çok zeki ve yetenekli bir genç kız olarak tanınıyor.

اِبْنَة — بنات

كَانَتِ الِابْنَةُ الصُّغْرَى تُحِبُّ الرَّسْمَ وَقَضَاءَ الْوَقْتِ فِي الطَّبِيعَةِ.

En küçük kız, resim yapmayı ve doğada vakit geçirmeyi severdi.

Ayrıca: يَا فَتَاةُ

İlişkili Kelimeler