كَانَ يُغَازِلُ الْفَتَيَاتِ فِي كُلِّ مَكَانٍ يَذْهَبُ إِلَيْهِ.
Gittiği her yerde kızlarla flört ediyordu.
كَانَ يُغَازِلُ الْفَتَيَاتِ فِي كُلِّ مَكَانٍ يَذْهَبُ إِلَيْهِ.
Gittiği her yerde kızlarla flört ediyordu.
بَدَأَ يُغَازِلُ زَوْجَتَهُ بَعْدَ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ مِنَ الزَّوَاجِ.
Uzun yıllar evlilikten sonra karısına kur yapmaya başladı.
لَا يُعْجِبُنِي عِنْدَمَا يُغَازِلُنِي الرِّجَالُ فِي الشَّارِعِ.
Erkeklerin sokakta bana aşk sözleri söylemesinden hoşlanmıyorum.
flörtleşmek, fındık kırmak, korte etmek, harf atmak, aşna fişnelik etmek