الْغَدْرُ بِالصَّدِيقِ الْمُقَرَّبِ يُعْتَبَرُ مِنْ أَسْوَأِ الصِّفَاتِ الَّتِي يُمْكِنُ أَنْ يَتَحَلَّى بِهَا الْإِنْسَانُ.
Yakın bir arkadaşa ihanet etmek, bir insanın sahip olabileceği en kötü özelliklerden biridir.
الْغَدْرُ بِالصَّدِيقِ الْمُقَرَّبِ يُعْتَبَرُ مِنْ أَسْوَأِ الصِّفَاتِ الَّتِي يُمْكِنُ أَنْ يَتَحَلَّى بِهَا الْإِنْسَانُ.
Yakın bir arkadaşa ihanet etmek, bir insanın sahip olabileceği en kötü özelliklerden biridir.
الْغَدْرُ بِالْوَطَنِ جَرِيمَةٌ لَا تُغْتَفَرُ فِي جَمِيعِ الْقَوَانِينِ وَالْأَعْرَافِ.
Vatana hainlik tüm yasa ve geleneklerde affedilmez bir suçtur.
لَقَدْ عَانَى كَثِيراً بِسَبَبِ الْغَدْرِ الَّذِي تَعَرَّضَ لَهُ مِنْ أَقْرَبِ النَّاسِ إِلَيْهِ.
En yakınlarından gördüğü vefasızlık yüzünden çok acı çekti.
hıyanet, hakikatsizlik, hıyanetlik, kahpelik, kalleşlik, kancıklık, sadakatsizlik, sinsilik, bivefalık, gadretme
غَدَرَ بِصَدِيقِهِ.
Arkadaşına ihanet etti.
لَقَدْ وَثِقْتُ بِهِ لَكِنَّهُ غَدَرَ بِي.
Ona güvenmiştim ama bana kancıklık etti.
sırtından bıçaklamak, kahpelenmek