غَرِيم

غُرَمَاء

لَا تَدَعْ أَحَداً يُصْبِحُ غَرِيمَكَ بِسَبَبِ سُوءِ الْفَهْمِ.

Yanlış anlaşılma yüzünden kimsenin düşmanın olmasına izin verme.

كَانَ يَعْتَبِرُهُ غَرِيمَهُ اللَّدُودَ فِي الْعَمَلِ.

Onu işteki en büyük rakibi olarak görüyordu.

أَصْبَحُوا أَغْرِمَاءَ بَعْدَ خِلَافٍ طَوِيلِ الْأَمَدِ.

Uzun süren bir anlaşmazlıktan sonra hasım oldular.