كَانَ الغَمُّ بَادِيًا عَلَى وَجْهِهِ بَعْدَ فُقْدَانِ وَالِدِهِ.
Babasını kaybettikten sonra yüzünde keder belirgindi.
كَانَ الغَمُّ بَادِيًا عَلَى وَجْهِهِ بَعْدَ فُقْدَانِ وَالِدِهِ.
Babasını kaybettikten sonra yüzünde keder belirgindi.
يَجِبُ أَنْ نَتَجَاوَزَ الغَمَّ وَنَنْظُرَ إِلَى المُسْتَقْبَلِ بِتَفَاؤُلٍ.
Sıkıntıyı aşmalı ve geleceğe iyimserlikle bakmalıyız.
شَعَرَ بِغَمٍّ شَدِيدٍ عِنْدَمَا سَمِعَ الخَبَرَ السَّيِّئَ.
Kötü haberi duyduğunda büyük bir üzüntü hissetti.
dert, gam, yürek darlığı, tasa, meyusiyet, kasvet, kasavet, kasvetlilik