فاقد

Anlamlar

أصبح الرجل فاقدا للذاكرة بعد الحادث المروع الذي تعرض له.

Adam geçirdiği korkunç kazadan sonra hafızasını kaybetti.

الطفل فاقد للحنان الأبوي بسبب وفاة والده المبكرة.

Çocuk, babasının erken ölümü nedeniyle babalık sevgisinden yoksun.

اللاجئون فاقدون للعديد من الحقوق الأساسية في بلد اللجوء.

Mülteciler, sığındıkları ülkede birçok temel haktan mahrum.