فَتَّشَ الشُّرْطِيُّ السَّيّارَةَ بِدِقَّةٍ بَحْثًا عَنْ أَيِّ مَوادَّ مَمْنوعَةٍ.
Polis memuru yasak maddeler bulmak için arabayı dikkatlice aradı.
فَتَّشَ الشُّرْطِيُّ السَّيّارَةَ بِدِقَّةٍ بَحْثًا عَنْ أَيِّ مَوادَّ مَمْنوعَةٍ.
Polis memuru yasak maddeler bulmak için arabayı dikkatlice aradı.
فَتَّشَ الطَّبيبُ المَريضَ بِعِنايَةٍ لِتَحْديدِ سَبَبِ الأَلَمِ الَّذي يَشْعُرُ بِهِ.
Doktor hastanın hissettiği ağrının nedenini belirlemek için onu dikkatlice inceledi.
teftiş etmek, denetlemek