الْفَرْخُ الصَّغِيرُ يَتْبَعُ أُمَّهُ فِي كُلِّ مَكَانٍ بَحْثًا عَنِ الطَّعَامِ.
Küçük yavru, yiyecek arayışında annesini her yerde takip ediyor.
الْفَرْخُ الصَّغِيرُ يَتْبَعُ أُمَّهُ فِي كُلِّ مَكَانٍ بَحْثًا عَنِ الطَّعَامِ.
Küçük yavru, yiyecek arayışında annesini her yerde takip ediyor.
الْفَرْخُ يَنْتَظِرُ الطَّعَامَ مِنْ أُمِّهِ فِي الْعُشِّ.
Kuş yavrusu yuvada annesinden yiyecek bekliyor.
خَرَجَ الْفَرْخُ مِنَ الْبَيْضَةِ بَعْدَ ثَلَاثَةِ أَسَابِيعَ مِنَ الرُّقَادِ.
Civciv, kuluçkadan üç hafta sonra yumurtadan çıktı.
cücük, palaz
فَرَّخَ المُزَارِعُ الدَّجَاجَ فِي المَزْرَعَةِ.
Çiftçi çiftlikte tavukları yavrulattı.