غَضِبَ مِنِّي كَثِيرًا لِأَنَّنِي فَضَحْتُ أَكَاذِيبَهُ.
Onun yalanlarını açık ettiğim için bana çok kızdı.
غَضِبَ مِنِّي كَثِيرًا لِأَنَّنِي فَضَحْتُ أَكَاذِيبَهُ.
Onun yalanlarını açık ettiğim için bana çok kızdı.
فَضَحَنِي أَخِي أَمَامَ أَصْدِقَائِي.
Kardeşim beni arkadaşlarımın önünde rezil etti.
ele vermek, açığa vurmak, teşhir etmek, madara etmek, kepaze etmek, terzil etmek, foslatmak
أَظْهَرَ الصَّحَفِيُّ مِثَالًا رَائِعًا لِلشَّجَاعَةِ مِنْ خِلَالِ فَضْحِ الْفَسَادِ.
Gazeteci, yolsuzlukları teşhir ederek büyük bir cesaret örneği sergiledi.