قَدَّمَ المُدِيرُ عَرْضاً مُفَصَّلاً عَنْ خُطَطِ الشَّرِكَةِ الجَدِيدَةِ.
Müdür, şirketin yeni planları hakkında detaylı bir sunum yaptı.
قَدَّمَ المُدِيرُ عَرْضاً مُفَصَّلاً عَنْ خُطَطِ الشَّرِكَةِ الجَدِيدَةِ.
Müdür, şirketin yeni planları hakkında detaylı bir sunum yaptı.
قَدَّمَ المُضِيفُ الضَّيْفَ إِلَى الحُضُورِ.
Ev sahibi konuğu davetlilere takdim etti.
ileri almak, öne almak, meydana koymak, arz etmek, tanıtmak, ithaf etmek, lanse etmek, sergilemek, ibraz etmek, öne sermek, öncelemek
أَلَمٌ فِي قَدَمِي بَعْدَ الْمَشْيِ الطَّوِيلِ.
Uzun yürüyüşten sonra ayağım ağrıyor.
fut
قَدِمَ الْوَفْدُ الرَّسْمِيُّ لِلْمُشَارَكَةِ فِي الْمُؤْتَمَرِ الدَّوْلِيِّ
Resmi heyet, uluslararası konferansa katılmak için geldi.
هَذَا التَّقْلِيدُ مُسْتَمِرٌّ مُنْذُ الْقِدَمِ.
Bu gelenek ezelden beri süregelmektedir.
bayatlık, antikalık, çağ dışılık, köhnelik, demodelik, kadimlik, ezeliyet, öncesizlik