سَافَرَتْ عَائِلَتِي إِلَى قَطَرَ فِي الصَّيْفِ.

Ailem yazın Katar'a seyahat etti.

قُطْر

أَقْطَار

يَبْلُغُ قُطْرُ الدَّائِرَةِ عَشَرَةَ سَنْتِيمِتْرَاتٍ.

Dairenin çapı on santimetredir.

قَطَرَ

يَقْطُرُ، قَطْر

كَانَ الْمَاءُ يَقْطُرُ مِنَ الْحَنَفِيَّةِ طَوَالَ اللَّيْلِ، فَلَمْ أَنَمْ جَيِّدًا.

Musluktan bütün gece su damladığı için iyi uyuyamadım.

قَطَرَ الطَّبِيبُ الدَّوَاءَ فِي عَيْنِ الْمَرِيضِ لِتَخْفِيفِ الْأَلَمِ.

Doktor, ağrıyı hafifletmek için hastanın gözüne ilaç damlattı.

قَطْر

قُطُور

أَعْدَدْتُ كَمِّيَّةً كَبِيرَةً مِنَ الْقَطْرِ السُّكَّرِيِّ لِصُنْعِ الْحَلْوَى.

Tatlı yapmak için bol miktarda şekerli şurup hazırladım.

قَطَّرَ

يُقَطِّرُ، تَقْطِير

يَحْصُلُونَ عَلَى زَيْتِ الْوَرْدِ بِتَقْطِيرِهِ بِالطُّرُقِ التَّقْلِيدِيَّةِ.

Geleneksel yöntemlerle gül yağını imbikten çekerek elde ediyorlar.