وُجِّهَ لَهُ انْتِقَادَاتٌ لَاذِعَةٌ أَمَامَ الجَمِيعِ.
Herkese karşı ona sert eleştiriler yöneltti.
وُجِّهَ لَهُ انْتِقَادَاتٌ لَاذِعَةٌ أَمَامَ الجَمِيعِ.
Herkese karşı ona sert eleştiriler yöneltti.
كَانَتْ كَلِمَاتُهُ لَاذِعَةً وَمُؤْلِمَةً جِدًّا.
Onun sözleri çok keskin ve acı vericiydi.
كان طعم الفلفل حارًا ولاذعًا جدًا.
Biberin tadı çok acı ve yakıcıydı.
acı, ekşi, tok sözlü, sivri dilli, iğneli, acımsı, acımtırak, ekşimsi, muhrik, mayhoş, kekre, zehir zemberek, iğneleyici, dili zifir