لَخْبَطَتِ الرِّيَاحُ القَوِيَّةُ كُلَّ شَيْءٍ فِي الحَدِيقَةِ وَجَعَلَتْهَا فَوْضَوِيَّةً.
Şiddetli rüzgar bahçedeki her şeyi altüst etti ve dağınık hale getirdi.
لَخْبَطَتِ الرِّيَاحُ القَوِيَّةُ كُلَّ شَيْءٍ فِي الحَدِيقَةِ وَجَعَلَتْهَا فَوْضَوِيَّةً.
Şiddetli rüzgar bahçedeki her şeyi altüst etti ve dağınık hale getirdi.
لَخْبَطَ الطِّفْلُ أَوْرَاقِي عَلَى الْمَكْتَبِ.
Çocuk masadaki kâğıtlarımı karıştırdı.
لَخْبَطَ الأَطْفَالُ الأَلْعَابَ فِي كُلِّ مَكَانٍ بَعْدَ انْتِهَاءِ الحَفْلِ.
Çocuklar partiden sonra oyuncakları her yere darmadağın ettiler.