الْأَطْفَالُ لَعِبُوا فِي الْحَدِيقَةِ حَتَّى وَقْتٍ مُتَأَخِّرٍ مِنَ الْمَسَاءِ.
Çocuklar akşam geç saatlere kadar parkta oynadılar.
الْأَطْفَالُ لَعِبُوا فِي الْحَدِيقَةِ حَتَّى وَقْتٍ مُتَأَخِّرٍ مِنَ الْمَسَاءِ.
Çocuklar akşam geç saatlere kadar parkta oynadılar.
الْمُمَثِّلُ يَلْعَبُ دَوْرَ الْبُطُولَةِ فِي الْفِيلْمِ الْجَدِيدِ.
Oyuncu, yeni filmde başrolü oynuyor.
كَانَ صَوْتُ لَعِبِ الْأَطْفَالِ فِي الْحَدِيقَةِ يَمْلَأُ الْمَكَانَ.
Çocukların parkta oynama sesi her yeri dolduruyordu.
oyunculuk, oyunbazlık, oynayış