كَانَتْ مَلَابِسِي مُبَلَّلَةً تَمَامًا بَعْدَ الْمَشْيِ تَحْتَ الْمَطَرِ الْغَزِيرِ دُونَ مِظَلَّةٍ.
Şiddetli yağmurda şemsiyesiz yürüdükten sonra kıyafetlerim tamamen ıslaktı.
كَانَتْ مَلَابِسِي مُبَلَّلَةً تَمَامًا بَعْدَ الْمَشْيِ تَحْتَ الْمَطَرِ الْغَزِيرِ دُونَ مِظَلَّةٍ.
Şiddetli yağmurda şemsiyesiz yürüdükten sonra kıyafetlerim tamamen ıslaktı.
كَانَ الْجَوُّ مُبَلَّلًا فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ بِسَبَبِ النَّدَى الَّذِي غَطَّى النَّبَاتَاتِ وَالْأَشْجَارَ.
Bitki ve ağaçları kaplayan çiğ nedeniyle sabah erken saatlerde hava nemliydi.
yaş, ratıp