الْمُدَبِّرُ يُنَظِّمُ عَمَلَ الْفُنْدُقِ.

İdareci otelin işlerini düzenler.

مُدَبَّر

لَدَيْنَا بَرْنَامَجٌ مُدَبَّرٌ لِلرِّحْلَةِ.

Gezi için planlı bir programımız var.

كَانَ الْحَفْلُ مُدَبَّرًا بِشَكْلٍ جَيِّدٍ.

Parti çok iyi organize edilmişti.