الرَّجُلُ الْمُدَّثِّرُ بِالْعَبَاءَةِ كَانَ يُحَاوِلُ الِاخْتِبَاءَ فِي الظَّلَامِ.
Abaya ile örtülü adam karanlıkta saklanmaya çalışıyordu.
الرَّجُلُ الْمُدَّثِّرُ بِالْعَبَاءَةِ كَانَ يُحَاوِلُ الِاخْتِبَاءَ فِي الظَّلَامِ.
Abaya ile örtülü adam karanlıkta saklanmaya çalışıyordu.
الْمَدِينَةُ الْمُدَّثِّرَةُ بِالضَّبَابِ بَدَتْ غَامِضَةً وَجَمِيلَةً.
Sise bürünmüş şehir gizemli ve güzel görünüyordu.