مَرَّ الْقِطَارُ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ بِجَانِبِ الْمَحَطَّةِ الصَّغِيرَةِ فِي قَرْيَتِنَا.
Tren köyümüzdeki küçük istasyonun yanından çok hızlı geçti.
مَرَّ الْقِطَارُ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ بِجَانِبِ الْمَحَطَّةِ الصَّغِيرَةِ فِي قَرْيَتِنَا.
Tren köyümüzdeki küçük istasyonun yanından çok hızlı geçti.
gelip geçmek
هَذَا الدَّوَاءُ طَعْمُهُ مُرٌّ جِدًّا، لَا أَسْتَطِيعُ شُرْبَهُ.
Bu ilacın tadı çok acı, içemiyorum.
kekre, üzücü