مَرَق

أَعَدَّتِ الْأُمُّ مَرَقَ الدَّجَاجِ اللَّذِيذَ لِعِلَاجِ نَزْلَةِ الْبَرْدِ الَّتِي أَصَابَتْنِي.

Annem soğuk algınlığımı tedavi etmek için lezzetli tavuk suyu hazırladı.

أَعْدَدْتُ مَرَقَ فِطْرٍ خَاصٍّ بِجَانِبِ اللَّحْمِ لِأَنَّنِي أَرَدْتُ إِثْرَاءَ مَذَاقِهِ.

Etin yanına özel bir mantar sosu hazırladım, çünkü tadını zenginleştirmek istedim.

أَضَافَ الشِّيفُ مَرَقَةَ اللَّحْمِ إِلَى الْحَسَاءِ لِإِضَافَةِ نَكْهَةٍ غَنِيَّةٍ وَعَمِيقَةٍ.

Şef, zengin ve derin bir lezzet katmak için çorbaya et bulyon ekledi.

İlişkili Kelimeler