أَكَلْتُ نِصْفَ التُّفَّاحَةِ وَتَرَكْتُ النِّصْفَ الْآخَرَ لِأَخِي الصَّغِيرِ.
Elmanın yarısını yedim ve diğer yarısını küçük kardeşime bıraktım.
أَكَلْتُ نِصْفَ التُّفَّاحَةِ وَتَرَكْتُ النِّصْفَ الْآخَرَ لِأَخِي الصَّغِيرِ.
Elmanın yarısını yedim ve diğer yarısını küçük kardeşime bıraktım.
قَطَعْتُ التُّفَّاحَةَ إِلَى نِصْفَيْنِ وَأَعْطَيْتُ نِصْفَهَا لِأَخِي.
Elmayı ortadan ikiye keserek yarısını kardeşime verdim.
وَصَلْنَا فِي السَّاعَةِ الثَّالِثَةِ وَالنِّصْفِ.
Saat üç buçukta vardık.
nim
نَصَّفَ الْعَامِلُ الطَّرِيقَ إِلَى الْمَصْنَعِ، ثُمَّ جَلَسَ تَحْتَ شَجَرَةٍ لِيَشْرَبَ الْمَاءَ.
İşçi fabrikaya giden yolu yarıladı, sonra su içmek için bir ağacın altına oturdu.