نَصْل

نِصَال

تَأَلَّقَ نَصْلُ السَّيْفِ فِي ضَوْءِ الشَّمْسِ عِنْدَمَا رَفَعَهُ الْفَارِسُ عَالِياً.

Şövalye kılıcı havaya kaldırdığında kılıcın ağzı güneş ışığında parladı.

كَانَ نَصْلُ السِّكِّينِ حَادّاً جِدّاً مِمَّا جَعَلَهُ مِثَالِيّاً لِتَقْطِيعِ اللَّحْمِ بِسُهُولَةٍ.

Bıçağın ağzı çok keskin olduğu için eti kolayca kesmek için idealdi.

كَانَ نَصْلُ الرُّمْحِ حَادًّا وَلَامِعًا.

Mızrağın ucu keskin ve parlaktı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler