هُوَّة

تُوجَدُ هُوَّةٌ كَبِيرَةٌ بَيْنَ الْأَغْنِيَاءِ وَالْفُقَرَاءِ فِي الْمُجْتَمَعِ.

Toplumda zenginler ve fakirler arasında büyük bir boşluk var.

تَسَبَّبَتِ الْخِلَافَاتُ فِي هُوَّةٍ بَيْنَ الصَّدِيقَيْنِ.

Anlaşmazlıklar iki arkadaş arasında bir ayrılığa neden oldu.

كَانَتِ الْهُوَّةُ عَمِيقَةً وَمُخِيفَةً فِي الْجَبَلِ.

Dağdaki uçurum derin ve korkutucuydu.