هَوْش

كَانَ هُنَاكَ هَوْشٌ كَبِيرٌ فِي السُّوقِ بِسَبَبِ الْبَاعَةِ الْمُتَجَوِّلِينَ.

Seyyar satıcılar yüzünden pazarda büyük bir gürültü vardı.

أَحْدَثَ الْأَطْفَالُ هَوْشًا فِي الْمَنْزِلِ أَثْنَاءَ لَعِبِهِمْ.

Çocuklar oynarken evde patırtı çıkardılar.

لَا دَاعِيَ لِلْهَوْشِ، يُمْكِنُنَا حَلُّ الْمُشْكِلَةِ بِهُدُوءٍ.

Yaygaraya gerek yok, sorunu sakince çözebiliriz.