وَبَّخَ الْمُدِيرُ الْمُوَظَّفَ بِسَبَبِ تَأَخُّرِهِ الْمُتَكَرِّرِ عَنِ الْعَمَلِ صَبَاحَ كُلِّ يَوْمٍ.
Müdür, her sabah işe sürekli geç kaldığı için çalışanı azarladı.
وَبَّخَ الْمُدِيرُ الْمُوَظَّفَ بِسَبَبِ تَأَخُّرِهِ الْمُتَكَرِّرِ عَنِ الْعَمَلِ صَبَاحَ كُلِّ يَوْمٍ.
Müdür, her sabah işe sürekli geç kaldığı için çalışanı azarladı.
وَبَّخَ الْأَبُ ابْنَهُ بِشِدَّةٍ عِنْدَمَا اكْتَشَفَ أَنَّهُ كَذَبَ عَلَيْهِ بِشَأْنِ عَلَامَاتِهِ الْمَدْرَسِيَّةِ.
Baba, okul notları hakkında kendisine yalan söylediğini öğrenince oğlunu şiddetle payladı.
وَبَّخَ الْمُعَلِّمُ الطَّالِبَ الَّذِي أَزْعَجَ زُمَلَاءَهُ فِي الصَّفِّ أَثْنَاءَ الدَّرْسِ.
Öğretmen, ders sırasında sınıf arkadaşlarını rahatsız eden öğrenciyi tekdir etti.
fırça çekmek, muaheze etmek, itap etmek, takaza etmek, verip veriştirmek, ayıplamak, çıkışmak, fırçalamak, haşlamak, çemkirmek, kakımak, yermek, terslemek, veriştirmek, şarlamak