أَثَارَتْ هَذِهِ الْأَخْبَارُ الْبِلَادَ بِأَكْمَلِهَا.
Bu haber tüm ülkeyi ayağa kaldırdı.
أَثَارَتْ هَذِهِ الْأَخْبَارُ الْبِلَادَ بِأَكْمَلِهَا.
Bu haber tüm ülkeyi ayağa kaldırdı.
حَفَّزَ الْمَشْرُوعُ الْجَدِيدُ الْجَمِيعَ فِي الْفَرِيقِ.
Yeni proje, ekipteki herkesi ayağa kaldırdı ve motive etti.
أَقَامَ الْمُعَلِّمُ الطِّفْلَ مِنْ مَقْعَدِهِ لِيُجِيبَ.
Öğretmen cevap versin diye çocuğu yerinden ayağa kaldırdı.
أَوْقَفَ عَلَى قَدَمَيْهِ