نَظِير — نُظَرَاء
لَمْ أَقْرَأْ كِتَابًا نَظِيرًا لِهَذَا الْكِتَابِ، فَمَوْضُوعُهُ أَصِيلٌ جِدًّا.
Bu kitabın benzeri bir kitap daha okumadım, konusu çok özgün.
لَمْ أَقْرَأْ كِتَابًا نَظِيرًا لِهَذَا الْكِتَابِ، فَمَوْضُوعُهُ أَصِيلٌ جِدًّا.
Bu kitabın benzeri bir kitap daha okumadım, konusu çok özgün.
لَمْ تَحْدُثْ وَاقِعَةٌ مَثِيلَةٌ لِهَذِهِ الْوَاقِعَةِ مِنْ قَبْلُ، لِذَلِكَ الْجَمِيعُ فِي حَيْرَةٍ.
Bu olayın benzeri daha önce yaşanmamıştı, bu yüzden herkes şaşkın.
شُوهِدَ شَبِيهٌ لِأَحَدِ اللَّاعِبِينَ فِي الْمُدَرَّجَاتِ، وَالْجَمِيعُ تَفَاجَأُوا جِدًّا.
Oyunculardan birinin benzeri tribünlerde görüldü, herkes çok şaşırdı.
بِمِثْل، شَبِيه الشَّيْء، مِنْ هٰذَا القَبِيلِ