ذَاتَ مَرَّةٍ، كَانَ جَدِّي يَرْوِي لِي قِصَصًا مُثِيرَةً جِدًّا.
Bir vakit, dedem bana çok ilginç hikayeler anlatırdı.
ذَاتَ مَرَّةٍ، كَانَ جَدِّي يَرْوِي لِي قِصَصًا مُثِيرَةً جِدًّا.
Bir vakit, dedem bana çok ilginç hikayeler anlatırdı.
فِي أَحَدِ الْأَوْقَاتِ، كَانَ الْجَمِيعُ يَعِيشُونَ بِسَعَادَةٍ وَسَلَامٍ فِي هَذِهِ الْقَرْيَةِ.
Bir vakit, bu köyde herkes mutlu ve huzurlu yaşardı.