أَنَا أَجْمَعُ الطَّوَابِعَ مُنْذُ طُفُولَتِي.
Çocukluğumdan beri pul biriktiriyorum.
أَنَا أَجْمَعُ الطَّوَابِعَ مُنْذُ طُفُولَتِي.
Çocukluğumdan beri pul biriktiriyorum.
يَجِبُ عَلَيْنَا أَنْ نَدَّخِرَ الْمَالَ لِلْمُسْتَقْبَلِ.
Gelecek için para biriktirmeliyiz.
رَاكَمَتِ الشَّرِكَةُ ثَرْوَةً كَبِيرَةً عَلَى مَرِّ السِّنِينَ.
Şirket yıllar içinde büyük bir servet biriktirdi.
لَمَّ، كَوَّمَ، وَفَّرَ، ذَخَرَ، كَدَّسَ، تَكَنَّزَ، اِكْتَنَزَ