تَمَكَّنَ المُتَحَدِّثُ مِنْ جَذْبِ انْتِبَاهِ المُسْتَمِعِينَ.
Konuşmacı, dinleyicilerin ilgisini çekmeyi başardı.
تَمَكَّنَ المُتَحَدِّثُ مِنْ جَذْبِ انْتِبَاهِ المُسْتَمِعِينَ.
Konuşmacı, dinleyicilerin ilgisini çekmeyi başardı.
لِلْبَرْنَامَجِ الإِذَاعِيِّ عَدَدٌ كَبِيرٌ مِنَ السَّامِعِينَ.
Radyo programının çok sayıda dinleyicisi var.
رَافَقَ الجُمْهُورُ المُغَنِّيَ فِي الحَفْلِ.
Konserdeki dinleyiciler şarkıcıya eşlik etti.
مُنْصِت، مُصْغٍ