seyirci

جُمْهُور — جَمَاهِير

كَانَتِ الْمَسْرَحِيَّةُ رَائِعَةً حَقًّا، وَقَدْ أُعْجِبَ بِهَا الْجُمْهُورُ كَثِيرًا.

Tiyatro oyunu çok güzeldi, seyirciler de çok beğendi.

كَانَ الْمُتَفَرِّجُونَ الَّذِينَ أَتَوْا إِلَى الْمَلْعَبِ لِمُشَاهَدَةِ الْمُبَارَاةِ مُتَحَمِّسِينَ لِلْغَايَةِ.

Maçı izlemek için stadyuma gelen seyirciler çok heyecanlıydı.

حَقَّقَ هَذَا الْفِيلْمُ عَدَدًا كَبِيرًا مِنَ الْمُشَاهِدِينَ فِي دُورِ السِّينَمَا.

Bu film, sinemalarda çok sayıda seyirci topladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler