izleyici

تَأَثَّرَ مُشَاهِدُو المَسْرَحِيَّةِ بِالأَدَاءِ كَثِيرًا.

Tiyatro oyununun izleyicileri performanstan çok etkilendiler.

كَانَ هُنَاكَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَسْمَاءِ الشَّهِيرَةِ بَيْنَ الْمُتَفَرِّجِينَ فِي الْمُبَارَاةِ.

Maçın izleyicileri arasında birçok ünlü isim vardı.

جُمْهُور — جَمَاهِير

رَافَقَ الْجُمْهُورُ فِي الْحَفْلِ الْمُغَنِّيَ فِي كُلِّ أُغْنِيَةٍ.

Konserdeki izleyici kitlesi şarkıcının her şarkısına eşlik etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler