بِفَضْلِ فِطْنَةِ الْمُدِيرِ، حَقَّقَتِ الشَّرِكَةُ نَجَاحَاتٍ كَبِيرَةً.
Yöneticinin dirayeti sayesinde şirket büyük başarılar elde etti.
بِفَضْلِ فِطْنَةِ الْمُدِيرِ، حَقَّقَتِ الشَّرِكَةُ نَجَاحَاتٍ كَبِيرَةً.
Yöneticinin dirayeti sayesinde şirket büyük başarılar elde etti.
يُمْكِنُ لِلْقَائِدِ الْكُفْءِ اتِّخَاذُ الْقَرَارَاتِ الصَّحِيحَةِ فِي الْمَوَاقِفِ الصَّعْبَةِ.
Dirayetli bir lider, zor durumlarda doğru kararlar verebilir.
أَظْهَرَ الطَّبِيبُ مَهَارَةً كَبِيرَةً فِي عَمَلِهِ.
Doktor işinde büyük bir dirayet gösterdi.